Şamanlarda Kurşun Dökme

Kurşun Dökme şaman geleneklerinden kalan bir âdettir. Şamanlar bu ritüele “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” adını vermişlerdi. İnsana musallat olan kötü ruhların olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak çok eski dönemlerde uygulanan sihir kökenli bir ayindir. Buradaki, kötü ruh dediğimiz enerjisel ( negatif varlıklar ) Kurşun dökme, obsesyondan kurtarma yöntemlerinden biri olarak kullanılmış ve günümüzde de Anadolu’da halk gelenekleri arasında yaşamaya devam etmektedir. Kurşun dökerken çakra veya ayak üzerine değil, Başın yaklaşık 30 cm üzerinde Aura dediğimiz koruma kalkanımıza dökülür. Auramızı bir çember yumurta kozmik yumurta şeklinde düşünebiliriz…

Daha bilimsel açıklamak gerekirse; Fiziksel bedenin çevresini kaplayan elektromanyetik dalgalara aura denir. Aura her yaşayan insanın çevresinde titreşimler halinde mevcuttur ve kişinin ruhsal durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Aurayı ifade ederken renkler kullanılır. Kirlian fotoğrafçılığı denilen bir teknikle titreşimler renklere dönüşür ve her rengin bir anlamı vardır.

Bu konuda Nikola Tesla’nın 1890 yılında ilk olarak ölçebildiği ve fotoğrafladığı insan aurası aslında pek çoğumuzun bölük pörçük duyduğu ama tam olarak nasıl olduğunu bilmediği bir konudur.

Aura, metafizik dilinde kullanılan bir terimdir. Canlıların bedenlerini çevreleyerek yayıldığı varsayılan ışınımları anlatır. Bu ışınımlar çevrelerinde etkili olan elektromanyetik kuşaklardır. Kişinin sağlık ve ruhsal yapısına göre bu ışınımlar renk ve şekil alırlar. “Aura okumak”, bu ışınların yarattığı etkileri yorumlamak ve hissetmektir. Sağlıklı bir insanın aurası saçaklı ve parlak olur.

Aurayı etkileyen çeşitli sebepler vardır. Beslenme yetersizliği, yeterli spor yapmama, temiz hava eksikliği, yorgunluk, uykusuzluk, stres, alkol, ilaçlar, sigara, negatif düşünce ve davranışlar, uygunsuz psikolojik aktiviteler aurayı zayıflatır. En önemli sebep pozitif düşünce yerine zihni negatif düşüncelere kaptırmaktır. Evrensel dil olan sessiz tanık gözlemci olmak yerine olaylara tepki göstermek. Mesela kişi alkol alabilir eğer neşe ve sevgi muhabbet içinde içiyor ise bu kişinin zarar göreceği anlamına gelmez. Çünkü bilinç fakındadır! Bilinç farkındalığı yok ise her türlü negatif düşüncelerden etkilenir. Bilinçaltına kayıt atar, unutmayalım ki! Neye inanıyorsak onu yaratma potansiyeline sahibiz. Bu semadaki her şey enerjidir…neyi düşünürsen o olursun….Tekrar Aura’ya dönersek üsteki nedenlerden bir kaçı zamanla auramızın bir uçurtma misali delikler oluşur ve buradan giren negatif etkenler bizim sağlıklı olması gereken bedenimizi, hücremizi, zihnimiz çakralarımızın kapanmasını sağlar anda ve huzurlu kalamayız, neşeli olamayız…Bedenimizi saran manyetik renkler, yapıcı ve yıkıcı olabilen bir çok duyguyu ifade eder. Sevindirebilir, depresif hissettirebilir, hatta dişi veya erkek olabilir. Her rengin karakteristik bir yapısı vardır ve bu yapılanma aura yorumlamasında kullanıldığında bize kişinin o anki ruh halini anlatır…

İşte Aura çalışmaları yapılırken kullanılan renkler ve anlamları :

Kırmızı; ateş rengidir. Yaşam gücü yüksek olan kişilerde görülür. Hırs, tutku, kızgınlık, aşk, nefret gibi duyguları hissettiğimizde ortaya çıkar. Dolaşım sistemini ve seksüel içgüdüleri temsil eder. Kırmızının çok olması durumunda kişi sinirli, kızgın, agresif, sabırsız veya heyecanlı olabilir.

Turuncu; Duygusallık ve yaratıcılığı temsil eder. Cesur ve sosyal olunduğu zaman kendini gösterir. Bulanık turuncular ajite hallerinde de ortaya çıkabilir. İyi analiz edilmelidir.

Sarı; en kolay görülebilen Aura rengidir. Baş üzerinde görülen soluk sarı iyimserliği gösterir. Sarı beyinsel aktiviteleri temsil eder. Entelektüel, bilge, aydınlanmış kişilerde sarı çok sık görülür.

Yeşil; hassas, sıcak insanların rengidir. Arkadaş canlısı, açık fikirli ama bağımlı insanlar yeşili gösterir. Parlak yeşilden maviye kayan renkler iyileştirme kapasitesi yüksek kişilerde görülür. Bulanık yeşiller kıskançlığı, kendinden emin olmamayı ve güvensizliği gösterir.

Mavi; sarının yanında çok kolay görülebilen bir diğer renktir. Sessizlik, sakinlik, ciddiyet ve dürüstlüğü temsil eder. Telepatik görüler arttığında yoğunluğu artabilir. Açık maviler aktif hayal gücünü ve zengin bir iç dünyayı gösterirken, koyu tonları yalnızlığı ve bağımlılığı ifadeler. Bulanık maviler ise melankolik, endişeli, korkulu durumlarda ortaya çıkar.

Mor; kalbin ve aklın karışımıdır. Arayan, araştıran, hayal eden, aktif kişilerde görülür. Pratik ve dünyevi meseleleri kolayca çözebilen, güçlü kişilerde görülür. Çok açık tonları aydınlanmış kişilerde görülür. Kırmızıya kaçan tonları kazanma güdüsünü kamçılar. Bulanık tonları bir şeyleri çözmeye çalışan kişilerde veya erotik durumlarda ortaya çıkar.

Aura’nın diğer renkleri:

Pembe; alçakgönüllü, sakin ve aşık kişilerde görülebilirken, altın; çok etkileyici ve yüksek enerjili kişilerde görülür.

Beyaz ve Siyah; saflık ve içe kapanışlarda görülür. Tersi de olabilir.

Gri dişiliği temsil eder. Kahverengi kafa karışıklığını, Gümüş renkler yaratıcılık kabiliyeti çok yüksek olan kişilerde görülür.

Aslında renklerin tanımı yukarıda belirtilenler kadar basit değildir. Pek çok rengin duruma göre anlamları vardır. Bir kişide birden çok renk ortaya çıkabilir. Önemli olan bu renkleri iyi analiz etmek ve kişinin kendine özel aura haritasını doğru çıkarmak ve düzgün takip edebilmektir.

Bu bilgilendirmeleri yaptıktan sonra asıl konumuz olan Kurşunun birde bilimsel tarafına bakalım;

Öncelikle kurşun döktürme hurafe veya dinsel bir inanç değildir. Tam tersi bilimseldir.!

Kurşun bir element olarak radyoaktif ışınlara dahi dayanıklıdır. Hastanelerde radyasyon odalarının duvarları kurşun elementi ile kaplıdır. Zararlı ışınları emer, koruyucu kalkan oluşturur. Gezegeni Satürn’dür.

Kafanın üzerinden suya dökülen kurşun negatif tesir altında kalan kişinin birikmiş negatif yüklerinin yok olmasına, auranın tekrar canlanmasına pozitif etki eden en net şifa yöntemidir…

Sevgili dostlar başımıza ne gelirse gelsin her olay kendi içinde bir mesaj taşır… Pozitif bir bakış açısı, olaylar karşısında başta dediğim gibi tepki vermek yerine tanık olmalı. Bu benim başıma niye geldi yerine bundan ne öğrenmeliyim düşüncesini hatırlamalıyız… Kendimizi içsel ve dışsal olarak mutlu anlar biriktirmeli ve anlayışımızı yükseltmeliyiz…

Hiçbir enerji tek başına bir şey değil ancak siz ne düşünürseniz ona bir form nitelik kazandırırsınız. İyi veya kötü bu yaşam sizin ve sizin rüyanızın… Kalbinizden ne geçiyorsa onu süsleyin. Ve hayallerinizin kesilmesine izin vermeyin…

Düşünceler bir tohumdur, çiçekleriniz siz ve etrafınız olacaktır…

Başkasının sizi mutlu etmesini beklemeden siz kendinizi mutlu edin.

Kendinizi sevin.

Ve de öyle oldu….

Sevgiler…

Zafer Algül