Sibirya / Tuva

Tuva,Tıva olarak da bilinir. Geçen yıl seyahat etmiş olduğum Tuva Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu’nda Güney Sibirya’da özerk bir cumhuriyettir…Tuva bir yanda Çin, Moğolistan ve Tanrı dağları arasında sıkışmış geleneksel şamanizimin izlerini bulabileceğiniz kadim bir yerdir…

Tuva’ya Sibirya ekspresi treni ile Bernaul, Abakan üzerinden gittiğim yolculuğum unutamayacağım bir macera oldu.Uzun tren yolculuğum gündüzden geceye sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü. Yol boyunca bir yandan tren sesi bir yandan Sibirya’nın görkemli doğasının eşsiz zenginliği ve yeşili, sarısı, moru, sessizce akan nehirleri ve de gece olunca gök yüzündeki parlak yıldızları ile unutamayacağım bir yolculuğun sonunda Tuva şehrine vardım.Tuva hakkında daha sonra uzun uzun yazacağım. Şimdiden siz değerli okuyucuları aynı bilgiler ile sıkmak istemiyorum.

Tuva’ya gelişimin en önemli amacı 90 yaşındaki şamanların ruhani lideri olan M.Kenin Lopsan ve daha sonra da bölgede bulunan ak ve kara şamanlar ile tanışmaktı. Kenin Lopsan’a ulaşmak çok kolay olmasa da şans o gün benden yanaydı… Birçok belediye başkanının , gazetecinin ve çeşitli araştırmacıların görüşme taleplerini reddeden Kenin Lopsan ile kader ağlarını örmüş ve görüşme gerçekleşmişti..Kenin Lopsan Tuva’nın en tanınmış etnografı, tarih araştırmacısı ve şamanlar derneği başkanıdır. Aynı zamanda en önemli yazarlarından biridir. Yetmiş yıllık ömrünün çoğunu derlemelerle geçirmiştir. Eserleri 1994 yılında Kızıl’ da basılmıştır..

Burada bir parantez açmak istiyorum… En çok sorulan soru ‘şaman kimdir’in cevabını bana ilk sorulduğunda tek kelime ile yanıtlamıştım. Cevap ‘sanatçı’ idi. Daha sonra kaynak ve görüşlerini aldığım değerli dostlarım da benimle hemfikir oldular. Şamanlık bir ”yaşam sanatıdır.’’ Neden derseniz içinde şiir, dans, müzik, hikaye, şifa, kozmik bilim ve resim barındırır.. Ana konumuza devam edelim:

Kenin Lopsan, Sovyetler’in şamanlar üzerinde kurdukları baskı dönemlerinde dahi yılmamış ve Tuva şamanlarını ve kültürünü bugünlere taşımış en önemli karakterdir…Tuva geleneklerinde ANNE TANRIDIR. ŞAMANLIK GENEL OLARAK AİLEDEN YANİ DEDEDEN TORUNA GEÇER.

ŞAMAN İSMİ TÜRKÇE’DE KAM OLARAK BİLİNİR. TUVA’DA İSE ŞAMAN KELİMESİ KULLANILMAZ

Bunun yerine “kam” kelimesinden gelen “ham” kelimesi kullanılır. Kamların yaptığı bu iş ise hamnaar olarak adlandırılır ve “şamanlık etmek”  anlamına gelir.

“Tuva’da uygulandığı biçimiyle Şamanizm, insanları şaman aracılığıyla yukarı ve aşağı dünyanın ruhlarına bağlayan bir inanç sistemidir. Şaman vecd haline (hipnoz durumu da denir) geçiş sayesinde atalarının ve doğanın ruhlarıyla konuşarak kehanette bulunabilen ve geleceği tahmin edebilen, ruhlarını kaybetmiş ya da hastalıktan ıstırap çeken kişileri iyileştiren ve topluluğun sağlığı için ayinler yapan uygulayıcı, seçilmiş kişilerdir..

Bu arada unutulmaması gereken bir bilgi de ilk şamanın ‘kadın’ olduğudur. Ve kadın şamanların çok daha güçlü olduğuna inanılır… Ve ben de bu inanca katılıyorum çünkü ‘kadın’ karnında hem erkeği hem de kadını taşır. O doğuştan yaratıcıdır. Bir zamanlar küstürülen ya da unutulan ana tanrıçanın enerjisi yani dişil enerji artık son yüzyılda tekrar yükselmeye başlamıştır.

Sizlere Tuva’dan bir kadınının, yani günümüz Tuva kadın kamlarının en ünlüsü olan Ay Çürek’in öyküsünden bahsetmek istiyorum. Ay Çürek’in doğduğu gün çok kötü bir fırtına varmış. Ay Çürek’in ilk ağlaması duyulduğunda fırtına birdenbire dinmiş ve bulutların arkasından ay görünmüş. Bu yüzden ailesi ona Ay Çürek (Ay Yürek) adını vermiş. Ay Çürek’in annesi de kammış ve onun yetenekleri Ay Çürek’e geçmiş. Çocuk yaşlarda ruhlarla bağlantı kurmaya başlamış. Sık sık hastalanıyormuş. Ailesi onu pek çok kez psikologa götürmüş ise de derdine çare bulunamamış. İlk çocuğunu doğurduktan sonra sağlığı daha iyiye gitmiş. 1993 yılında katıldığı kamlar toplantısında Kamlar derneğinin başkanı M.Kenin Lopsan tarafından yeteneği keşfedilmiş. Bu sırada otuz yaşındaymış. İşte Ay Çürek o zamandan beri kamlık yapıyormuş. Her geçen gün kamlık yeteneği artmış, yeteneğiyle birlikte şöhreti de yayılmış. İtalya’da bir büro açmış. Orada yıllarca Tuva kamlık geleneğini batılılara tanıtmaya çalışmıştır.-Prof.DR.Ekrem ARIKOĞLU(Deusen, 2000)-

AY YÜREK BUGÜN ARTIK MAALESEF ARAMIZDA YOK.  2011’DE BU DÜNYADAN GÖÇÜP ATA RUHLARININ YANINA GİTMİŞTİR. VE BİZDE YAZIMIZI AY YÜREKLİ BİNLERCE KADININ BU SONSUZ YOLCULUKTA DURMADAN İLERLEMESİNİ, KENDİ İÇİNDEKİ ANA TANRIÇAYI FARK ETMESİNİ DİLEYEREK SONLANDIRIYORUZ….Ve bir hatırlatma ;  ‘’ İlkbaharda usul usul yürü, toprak ana hamiledir ”…

SEVGİLER