Turna Semahı: Aşıkların Dansı

Turna birçok kültürde şiirlere, şarkılara, danslara konu olmuş çok sevilen bir kuştur.

İnsanlar; aşkı, sevgiyi, güzelliği, mutlululuğu, zerafeti, saflığı ve bereketi onda görmüş. Bu yüzden Turna kuşunda görülen bütün özellikleri kendisine çekmek isteyen halklar geleneklerinde ona yer vermişlerdir.

Japonya’dan Anadolu’ya kadar çeşitli hikayelere konu olan turnanın en önemli özelliği çift olarak yaptıkları danstır. Aşkla dans eden turnalar da insanlar kendilerini görmüşlerdir.

Yazı: Zafer Algül

“Gitme turnam gitme nerden gelirsin

Sen nazlı canana benzersin turnam

Her bakışta beni mecnun edersin

Gönülde mihmana benzersin turnam

Turna Semahı

Turnalar döne döne birbirlerine varırlar, kanatlarını çırparak aşk ateşinde yanarlar.

Bu kainatın kozmik dansıdır. Yin ve yangın sonsuz döngüsü…

Turna semahı, aşıkların döne döne Hakka varmasını temsil eder…

Bu Kutsal Aşktır.

Turna kuşu tek eşlidir. Hak yolundaki kutsal çiftler bu yüzden turnalara benzetilir. Onlar bir gömlekte yanarak ateş olurlar, aşk olurlar, ışık olurlar…

Sanırız insanların kutsal aşkı onlarda görmelerinin bir sebebi de bu… Turnanın eşi öldüğünde diğer eş yaşayamaz intihar eder…

Hakka varamadıktan sonra yaşamanın ne anlamı vardır? 

Bu yüzden Turna dansı efsanelere konu olagelmiştir. Hatta Anadolu köylerinde turnalarla semaha kalkanların olduğu söylenmektedir hep… Sır içinde sır vardır turnanın dansında… Ve unutmayın efsaneler günlük yaşamımızdan daha gerçektir. Burası yalan dünyadır. Gerçek dünya ise sır perdesinin ardında bizi beklemektedir.

Bu efsanelere ve sırlara geçmeden evvel Turna kelimesinin kökenine de değinmek isterim biraz…

Turna kelimesinin Japonca’dan geldiği varsayılmaktadır. Japonca’da

Tu: dizi, takip anlamındayken

Ru: akmak anlamına gelmektedir.

Turna kelimesinin bu iki kelimeden oluştuğu tahmin edilmektedir.

Kelime adeta sıra sıra akan kuşları tarif etmektedir.

Turnalar gibi insanların da sıra sıra dizilip uçması beklenir…

Turnalar asırlar boyunca sevgiler taşıyıp durmuşlardır. Altay’ın sert rüzgarlarından Anadolu’muzun ılıman iklimine göç etmiştir.

Turna sürekli göç eden bir kuştur..

Tıpkı insanlar gibi… Bu yönde de bizlerle özdeş ve kutsaldır…

Ruhun Sembolü Kuşlar…

Turnanın Gök Tanrı tasavvuru dışındaki ilahlardan biri olarak hizmet sahibi ruhu temsil ettiği kabul edilmektedir.

Koruyucu ruhları temsil eden kaz, turna gibi bazı kuşların Türk cemiyetinde kanat, kemik ve tüyleri

şamanlık, alplık, kuvvet, cesaret, uğur, güzellik ve süs unsuru olarak kullanıldığı bilinmektedir.

En eski ve orijinal Şaman elbiseleri üzerinde kuş ve hayvan resimleri bulunmaktadır. Bu kişinin ruhunu bedenine indirdiğinin en doğal işaretidir…

Rüyada görülen kuşlar ise genel olarak ruhu temsil etmektedir ve her biri ayrı mesaj taşır…

Şamanizmde Kuşların Önemi

Şamanların kuş ve hayvan şekillerini taklit etme suretiyle yapılan elbiselerin anlamı,  şamanın hem kendi atasını, hem de istediği zaman elbise üzerindeki resmi bulunan hayvanın şekline girebileceğini göstermektedir.

*Türk kadınları saç ve başlarına turna teli takarlardı.

Bu etki İslamiyet sonrasında fazlasıyla görülse de İslamiyet öncesinden kalma bir gelenektir.

*Alevilikte Turna Semahı

Öncelikle belitmeliyim ki yeryüzüne sevginin tekrardan ekilmesi için Doğa Ana’nın sırları tek tek açıklanıyor. Doğa Anamız bizleri bahçeyi yeşertmeye çağırıyor.

Bazı insanlar bu gökyüzü altında denizi, doğayı, dereleri, ırmakları korumak yerine egolarını hırslarına teslim olup gözleri hiçbir şey görmüyor. Zannediyorlar ki bu hırsları onları daha gösterişli daha mutlu ediyor oysa ki onlar uykudadır!

Bu evren, bu yıldızlar altında götürebileceğiniz ve yüzleşeceğiniz en önemli hakikat sevgidir…İnsana ,doğaya,evrene,kuşlara, çiçeklere,hayvanlara olan bir bütün sevgidir. Çünkü her şey bir bütün dengedir. Ve insan doğadan üstün değil onun parçasıdır….

Fotoğraf: Umut Kaçar

Şimdi tekrar sizleri semahın sembolik anlamına götürmek istiyorum…

İki çift semah dönerken adeta kozmik dansı tekrar ederler. Kadın kendi etrafında dönerken, erkek kollarını açarak kadının çevresinde pervane olur. Bu turna semahıdır.

Bu kozmik danstır. Kainatın kendisi de rahimden doğar ve rahman olan onun etrafında hareket eder…

Semah dönenlerin sağ eli gökyüzünden alır enerjiyi sol eli yeryüzünden alır enerjiyi.

En sonunda ellerini kalbinde birleştirir. Kainatı gönül gözünden seyre dalar.

Haktan aldım Hakka verdim

Bu inançta DEVRAN var. Yani ruh gücü ondan gelir.

Ona döner, yine ondan gelir, yine ona döner.

Bir dönüş hali var.

Turnalar döner, döner…

Aynı ruhun dönüşü gibi bu dönüş maddesel-zahiri dünyadan batini aşka dönüştür…

Bu evrenin sırrı dans ve melodidir..

Her biriniz dans ettiğiniz de ne kadar mutlu olduğunuzu fark ettiniz mi?

Çünkü zihin ve ego yok olur.

Benlik kalmaz, titreşim kalır.

Evrendeki her şey enerji titreşim olduğunu bu yüzden zıplamak dans etmek dönmek, gülmek ,mutlu olmak her birinin temelinde sevgi vardır..

Bu yüzden turnalar sevgiyi sembolize eder…

“Musikinin ritminde bir sır saklıdır; eğer onu ifşa etseydim dünya alt üst olurdu.” Şemsi Tebrizi .

“Evrenin sırlarını bulmak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim cinsinden düşünmelisiniz.”NikolaTesla

İste dostlar saz,müzik,dans ,dönmek insanın ruhunu yükseltmekte aynı zamanda şifalandırmaktadır..

Tekrar semaha dönersek ; Turnalar Semahının da diğer semahlar arasında özel bir yeri vardır. Çünkü bu semahta da işlenen tema, kutsanmış ruhların buluşmasıdır. Hareketler, belirgin, yavaş ve olgundur. Sevgi, kavuşma ve tevhid işlenir.

Önce semah dönenler kollarını yanlara açıp yavaş ve ritmik adımlarla bir sıra halinde yürürler. Daha sonra bir buluşma simgesel olarak sergilenir, bu arada ritm hızlanır, hareketler hızlanır. Bir tür kendinden geçiş, hemhal oluş yaşanır? Aynı turna gibi…

Bambaşka bir açıdan incelediğimizde ise şu sonuç çıkar karşımıza:

7 çakramız yoktur; 360 çakramız vardır bu 360 size neyi hatırlatıyor? Dünya’nın kendi ekseninde 360 dönüşü. İşte 3 ler 6 lar 9 lar hem evrenin sırrı hemde alevi Bektaşi inancında özel bir yeri vardır…Yaradan bize sırrını sayılar ve ritimlerle yol göstermiştir…semah dönerken iki çift ile enerji alış verişi yaşanıyor enerji bedenden taç çakraya yükseliyor .Bu ruhun yükselişi bir olma eril,dişil tam olma halidir. Sembol olarak Markaba  iki üçgenin iç içe geçmiş hali ….Semahta başa bağlanan kırmızı-yeşil kök çakra ve yeşil kalp çakrasını sembolüze eder…

Kutsal mekan olan camilerde de yeşil vardır ki, doğa anayı temsil eder …ama bir o kadar doğadan uzağız öyle değil mi ? Sayılar kısmı ve semaha dönersek bu insanlar kozmoza döner .

12’li DNA  ve 12 Gezegen…

Sufi semazenlerinin dönüşleri de aynıdır…Kabeyi 7 kere tavaf etmek de 7 çakrayı temsil eder. tahaf sırasında çakralar aktif olur, insanlar bu dönüşlerinde tam teslimiyet içerisinde tahaf ederlerse muazzam bir enerji ortaya çıkar…Bu yüzden zihinle dua edilmez çünkü zihin ikilik yaratır …

Oysa ki kalp öylemi? Ol derse olur, kün derse olur (Kün fe yekün)

Dilekler zihinden değil kalpten okunur….

Sevgili dostlar dikkat ederseniz

Her şey birdir. İnsanı ayıran yine zihnin koşullanması, toplumun bölünmesidir. Yollar farklı da olsa, aşka giden yol birdir …

Kısacası semahın kökleri de şamanizimdir … Her birimizin içinde olan ateş ,su, toprak, hava ve aynı elementlerin doğada olduğunu da katarsanız, biz doğanın bir parçasıyız.

Bu güzel gezegene ve yeryüzünde yaşayan kültürlerimize sahip çıkmalı, korumalı ve anlamalıyız …

Aslında tüm bilgi köklerimizdedir…

Saadet zamanı; avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben.
Endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben.
Sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden
Bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben.

Ne sen varsın ne de ben,bir olmuşuz

Aşk elinden

Rumi.

Sizleri güzel bir turna semahıyla baş başa bırakıyorum.

Eylenin turnalar …