Umay Ana’nın Halılardaki İzleri

Orta Asya’da 20 sene gezen ve yaşayan araştırmacı, meşhur düşünür ve mistik Gurdjiyef’in yakın arkadaşı ve öğrencisi P.Uspenski’nin anlattığına göre, üstadı halılara çok yakın bir ilgi duyardı.

Asya’da gezilerde bulunduğu zaman onların hazırlanmasını izlemiş ve bazı köylerde yerli insanlar hep beraber: kadın erkek çocuk yaşlı genç bir arada halı yaptıklarını anlatmış.

İnsanlar gruplara bölünür ve her grup kendi işini yaparken ortak elden çıkıyordu ürün. Kimi gruplar yünü temizler, kimisi dayakla vurup yumuşatır, kimisi boyar kimisi yünü eğirir ve bazı gruplar dokurdu.

Bu işleri yaparken tüm gruplar ortak bir şarkı ve danslar eşliğinde yaparlardı işini. Uspenski bunu dinlerken şöyle bir şey düşünüyor: halılardaki desen ve renkler o şarkı ve türkülerin notaları gibi görselleştirme yolu olamaz mı? Uspenski’nin itirafına göre, onda da bazı olağanüstü insanlarda da görülen bir ‘hastalık’ – sesleri renk ve şekil gibi görme yeteneği vardı.

(P.Uspenski’nin ‘Yüce Mucize Arayışında’ (V poiskah Chudesnogo) kitabından Nodira İ.Güçsav tarafından çevrildi)

Onun bu norm dışı sayılan ‘hastalığı’ bize çok önemli ipucu veriyor aslında: okuma yazmanın olmadığı dönem ve koşullarda halk halı ve kilimleri bir nevi yazı veya nota gibi kullanmış olabilirdi.

Görüyorum ki, bugün bunu çok insan net anlamaya başladı. Halk nesilden nesile kendi içsel zenginliklerini, hatıralarını bu şekilde aktarmıştır. Çünkü el işi halk kilimlerinde kolektif bilincin çok önemli sembolleri ve imgelerini buluyoruz.

Bu işin araştırmacısı ve uzmanı olmayı başaran insan halı ve kilimleri tıpkı kitap gibi ‘okur’ ve deşifre edebilir.

Halılarımızda Ana tanrıça Umay’ı simgelediği düşünülen, uzmanlar tarafından ‘eli belinde’ kadın denilen simge, hayat ağacı, geyik, kuş simgelerinin çok bulunduğu da dikkat çekicidir.

Dokumacıların genelde kadın olduğunu da aklımızda bulundurmamız gerekir.

Nodira İbrahim Güçsav