Zümrüt-ü Anka

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg ( Zümrüd-ü Anka, batıda bilinen adıyla Phoenix ),
Bilgi Ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.
Bu kuşun özelliği gözyaşlarının şifalı olması ve yanarak kül olmak suretiyle ölmesi,
sonra kendi küllerinden yeniden dirilmesidir.
Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş.
Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış.
Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün, uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş.
Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan KAF Dağının tepesindeymiş.
Oraya varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, hepsi birbirinden çetin yedi vadi..
1. Vadi “NEFS” vadisi
2. Vadi “AŞK” vadisi
3. Vadi “CEHALET” vadisi
4. Vadi “İNANÇSIZLIK” vadisi
5. Vadi “YALNIZLIK” vadisi
6. Vadi “DEDİKODU” vadisi
7. Vadi “BEN” vadisi
1.Vadi “NEFS” vadisi Vadiye giren kuşlar öyle şaşırmışlar ki, burası sanki bir cennetmiş.
Her şey varmış. Bir anda her şeyi isteyebileceklerini fark etmişler.
Hiç sınır yokmuş. Zevke, sefaya, bütün emellerine kavuşabilirlermiş.
İnsanları anlatan masallarda ki gibi çalışmadan, uğraşmadan mevki makam sahibi bile olabilirlermiş.:)
Öyle çok kuş vadinin sihrine kapılmış, öyle çok şey istemiş ki…Bu vadide bir sürü kayıp vermişler…
2.Vadi “AŞK” vadisi Vadiye girince bütün kuşların gözünü bir sis kaplamış.
Gördükleri biçimsiz şekilleri, taşları, odun parçalarını, birer sülün, birer kuğu sanmışlar.
Gözleri kör olmuş. Kapılmışlar, sürüklenmişler…
3.Vadi “CEHALET” vadisi Her şey güzel gelmiş gözlerine.
Simurg Anka kuşunu bile unutmuşlar. Nereye gittiklerinin ne önemi varmış ki.
Orada da gökyüzü, burada da gökyüzü. İlginç nesneler görmüşler. Kaya mı, ağaç mı ne fark eder.
Önemsemedikçe düşünmemişler. Düşünmedikçe unutmuşlar.
Unuttukça yükleri hafiflemiş, gülümsemeye başlamışlar…
4.Vadi “İNANÇSIZLIK” vadisi Vadiye girdiklerinde birden her şey anlamını yitirmiş.
Ne olacakmış ki Simurg’u bulsalar. Kesin öleceklerini iddia edenler olmuş.
Simurg’un çözüm bulamayacağını söyleyenler olmuş.
Bu kadar yolu boşa geldiğini, emeklerinin boşa gittiğini düşünenler olmuş.
Kanadı yaralanan bir kuşun aşağıya düştüğünü ve hepsinin başına bunun geleceğini bağırarak söylemişler. Yolu tamamlayamayacaklarını ya da tamamlasalar da hiçbir işe yaramayacağını söyleyip geri dönmüş bir sürü kuş…
5.Vadi “YALNIZLIK” vadisi Vadiye giren bütün kuşları korku salmış. Sadece kendileri varmış gibi endişeye kapılmışlar.
Acıkan sadece kendi karnının doymasını düşünmüş.
Tek başına avlandığı için de başarılı olamayıp daha büyük hayvanlara yem olmuş.
Her biri kendi başına hareket etmiş ve yönünü bulmaya çalışmış.
Sanki kimse yokmuş gibi yapayalnız hissetmişler. Oysa ki milyonlarca kuş aynı amaç için uçuyorlarmış…
6.Vadi “DEDİKODU” vadisi Vadinin her köşesinde fısıltılar duyulmaya başlamış.
En arkada ki kuş, Simurg Anka’nın yeniden doğuşta tüylerinin yandığını söylemiş.
Öndeki kuş bunu duymuş, yanan tüylerin tekrar çıkmadığını söylemiş.
Bir öndeki kuş bunu duymuş, yanan tüyleri çıkmadığı için Simurg’un gizlendiğini söylemiş.
Bir önde ki kuş bunu duymuş, morali bozuk olduğu için Simurg’un, saklanırken, onu görenlere zarar verdiğini söylemiş.
Daha öndeki kuş bunu duyunca, herkese zarar veren Simurg’un, dayanamayıp kendini öldürdüğünü söylemiş.
En öndeki kuşa, gitmeye gerek kalmadığı, Simurg’un toprak olduğu bilgisi gelmiş. Bir çok kuş geri dönmüş…
7.Vadi “BEN” vadisi Bütün kuşlar vadiye girer girmez, içlerinde değişik bir his uyanmış.
Kiminin kanadı biçimsiz gelmiş kimine. Diğeri, her şeyi bildiğini iddia etmiş.
Yanlış yoldan gidiliyor diye kargaşa çıkmış. Her kafadan bir ses çıkmış.
Herkesin fikri varmış ve doğruymuş. Sanki milyonlarca farklı yol varmış gibi.
Hepsi en önde lider olmak istemiş, öne geçmek için birbirlerini ezip durmuşlar.
Ta ki vadiden çıkana “BEN”den uzaklaşana kadar…
KAF DAĞI’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Sonunda sırrı, sözcükler çözmüş…
Farsça; Sİ, OTUZ demektir. MURG ise KUŞ…
SİMURG = OTUZ KUŞ
Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; “Simurg – otuz kuş” demekmiş.
Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş.
30 kuş anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur…
Nefsine hakim olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan,
Hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen, dedikodu yapmayan ve en önemlisi,
Egosunu eğiten kuşlar Simurg’muş…
Alıntı